Kötü bir sabaha uyandım, ya da sabah normaldi de ben kötü uyandım diyelim. Her zamanki gibi kafamda aynı konu ile uyandım, yine küfrettim yeter, ne zaman başka bir şey düşünerek uyuyup uyanacağım diye. Üzerine telefon çaldı, kalbim yerinden fırlayacaktı, ilk düşündüğüm “kalp kalbe karşıymış da aramış”, ama açmayacaktım ki, arasa kaç yazar… Canım dostum erkenden uyanmış, kalktığıma emin olmak için aramış, günün tek mutlu olayıydı herhalde, iyi geldi. Yetişebildim servise… İkinci eziyet de servis, allahım nerde çenesi düşük hepsi bizim serviste, sabah sabah nasıl bir neşe, nasıl bir geyik!
Taktım kulaklıkları, ne de olsa 45 dakika var üçüncü eziyete. Telefondaki şarkılardan yine sıkılmışım… Damn Yankees – High Enough, David Vendetta, Def Leppard, ve işte şarkım Kiss Me, I’m Shitfaced… Bu günlerde ne dinlemek istediğimi bile bilmiyorum, arabada sürekli CD değiştiriyorum, sıkılmışım hepsinden.
Yenilik vakti geldi, çoktan gelmişti de bu uyuzlukla o kadar zor geliyor ki. İşyerimden nefret ediyorum ama değiştirmek için en ufak bir çabam yok, bilgisayarda zibil müzik var, bakıp seçecek sabır yok, gitmek istediğim çok yer var ama araştırıp, ayarlayıp gidecek gücüm yok… Tatil planı yapmaya bile üşeniyorum… Mutsuzum, bunu tersine çevirmeye bile uğraşmıyorum… E şimdi şikayet etmeye hakkım var mı?
Kafam amma karışıkmış, hakkım var mı yok mu ona bile karar veremedim, hakkım yokmuş gibi geliyor, ama bir yandan da sonuna kadar varmış gibi.
Aslında yok ya, şikâyet etmeye en ufak bir hakkım yok... Engellemek benim elimde, değiştirmek, düzeltmek, unutmak…
3 gündür aramadı, özledim galiba… ARAMA SAKIN, ki alışayım artık!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder