Diyelim internetten biriyle tanıştınız, konuştunuz ettiniz kaynaştınız... sonra telefon numaraları alındı, önce mesajlaşmalar sonra bir taraf dayanamaz işi aramalara döker, buluşana kadar artık karşıdaki yazı değil bir ses olmuştur. Ben bir sese bile aşık olabilecek kapasitede geniş bi kalbe sahibim herhalde çünkü kırıla kırıla hala çokça kırıntı var...
Bir süre sonra karşı sese bir tip oturtursunuz ister istemez kafanızda, hem onun anlattıklarıyla bağdaşan hem de sizin anlamak istediklerinizle oturan. Bu normal bir süreçtir bence, en azından benim için öyle... Garip olansa bunun benzerini kendimle yaşıyor olmam. Çok sık olmasa da arada sırada, uzun zaman aynaya bakmadıysam kendimi unutuyorum herhalde. Tipimi yani... Tip hiçbir zaman benim için öncelikli bir şey olmadı, ne kendimde ne başkasında... Sonuçta bir insanı sevmeye başladıkça güzelleşir gözünde... Ben kendimle, karakterimle tipimi oturtamıyorum bu durumlarda. Aynaya baktığımda şaşırıyorum, resmen bu kim ya oluyorum. Hani saçlarınızı kestirirsiniz de bir süre aynaya baktığınızda bir yabancıdır karşıdaki. Bu sadece bana mı oluyor acaba? İnsanlar da büyük ihtimalle tipimle karakterimi oturtamıyordur ilk etapta. Somurtkan, asabi (olmadığım zamanlar için söylüyorum), duygusuz belki, sert... Keşke 1 kere de olsa kendimizi başkasının gözünden görme şansımız olsaydı. Ha çok mu önemli, değil ama allaahım bir şans yaa!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder