23 Şubat 2011 Çarşamba

19 ay...

Devam etmez biter dediğim Almanya, bu kadar olmuş işte...

Bazen benim bile inanasım gelmiyor. Kavga, dövüş geldik buralara kadar...Bitirmek istedik bitiremedik, bir gün bile değildi en uzun kavgamızın barışması, ya da barış olmasa da konuşması... Bazı kavgalarımızın sonu gerçekten barıştı, bazıları ise asla barışılmayacak, sadece barışılmış gibi yapılan, iz bırakan kurşun yaralarıydı... Yaralar hala sarılmadı, sarılır mı da bilinmez.

Sevgili depresyona girdi bir ara, sorunlar böyle başladı. Sevgilinin kafası karışıkmış, sevgili geçmişiyle yüzleşiyormuş, sevgili çocuk gibi, Türkiye beni büyütsün istiyormuş...

Off ya, o günler geldi aklıma... neyse geçti gitti, dediğim gibi izleri kaldı. Hala toparlamaya çalışıyoruz, eskisi gibi “easy going” olmaya... “easy going”in anlamı da Almancada “ben istediğimi yapayım, özgür olayım, ama sen olamazsın, olursan sorun çıkarırım, sorun çıkmasın, rahatsız olduğun şeyleri içine at, sesini çıkarma”, Türkçe anlamı, olsa da hiçbir şey ifade etmeyecek, hiç yazmayım o yüzden...

Bizim durum şuna döndü, beraber çok zorlanmaya başladık, birbirimizi tanıdıkça daha çok sorun yaşıyoruz, e bu normal değil mi, ilk 1 sene zaten laylaylom gezdim, tozdum, eğlendim, seviştimle geçiyor... Tabi ki işler ciddiye binince “easy going” olunmuyor. Sen bu insanla bir gelecek düşünüyorsan rahatsızlığını da paylaşırsın, sıkıntını da, her bir haltını...

Yaşanan kavgalar biraz taşa döndürdü beni...kendimi anlatmaya, yanlış anlaşılmaları düzeltmeye çalışmak, taktığı yargıladığı huylarımın aslında huy değil, onun yaptıklarına tepki olduğunu anlatmaya çalışmak...yordu, yoruldum ve duygusuzlaştım... Acı bile vermedi bazı kavgalar, ayrılık kararları...Aşk bitti dedim, sadece alışkanlıktan ayrılamıyorum dedim... Ne alışkanlığı yaa? Alışkanlık değil ihtiyaçmış, benim Almanya’ya çok ihtiyacım varmış, istediğim beklediğimmiş, sıçsa da ağzıma birkaç ay, çok seviyormuşum, çok aşıkmışım hala...Gerçekten bitsin dediğimde “hayır seni bırakmam” demesi için gözlerinin içine yalvarırcasına bakarken bulduğumda kendimi, anladım... Ne mi dedi... “Bu kadar kolay mı pesedeceksin”, halbuki yarım saat önce de o ayrılmalıyız demişti... Biz işte çocuk gibi, gittik geldik, birbirimizle oyunlar oynadık, birbirimizi sınadık, biri bitsin derken diğeri zaten bitmesin diyecekti, bu yüzden defalarca bitsin diyebildik...

"Beni asla bırakma"yı duydum ya...

Sevgiliiii, aşkın bitene kadar dibimdesin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder