"sevilmek ichin dogmush,sevmek ichin yashayan biri o"
(ekşi sözlükten)
harbi freakmişim be, sevdiğim de öyle diyo...
bi de hatuna beni tanımıyosun diyodum, çoktan çözmüş...ooooooohhhhhhh
20 Temmuz 2011 Çarşamba
4 Nisan 2011 Pazartesi
bu geceki çalma listem
dünden sonra, yarından önce... funda arar
unut gitsin... nilüfer,cingi
zaferlerim... demir demirkan
lady of flowers... placebo
ellerim bomboş... olgun şimşek
love story... monsieur minimal
missing you... monsieur minimal
no doubt about it... neal mcCoy
a sorta fairytale... tori amos
her neyse... redd
hasdi hasdi... ike turner... ses giderek yükselerek...
yeterince acı mı?
acı...
unut gitsin... nilüfer,cingi
zaferlerim... demir demirkan
lady of flowers... placebo
ellerim bomboş... olgun şimşek
love story... monsieur minimal
missing you... monsieur minimal
no doubt about it... neal mcCoy
a sorta fairytale... tori amos
her neyse... redd
hasdi hasdi... ike turner... ses giderek yükselerek...
yeterince acı mı?
acı...
10 Mart 2011 Perşembe
Bakü
Aşkla aramda 3 saat fark var... çok rahatsız edici bir durum...
Hadi 1 saat tamam, 2 saat zorlayıcı, 3 saat... olmuyormuş...
daha çok özlüyorum, daha tedirginim, daha güvensiz...
hayatım aşk mı oldu acaba?
Hadi 1 saat tamam, 2 saat zorlayıcı, 3 saat... olmuyormuş...
daha çok özlüyorum, daha tedirginim, daha güvensiz...
hayatım aşk mı oldu acaba?
2 Mart 2011 Çarşamba
şaka mı bu
yahu bloguma girmeye çalışıyorum
bu site mahkeme kararıyla kapanmıştır yazıyor
nasıl yani ya!!!
hohoho
bu site mahkeme kararıyla kapanmıştır yazıyor
nasıl yani ya!!!
hohoho
24 Şubat 2011 Perşembe
şu yazdıklarımı...
...okusan anlar mıydın beni acaba...
sanmam...ben sende senin kadarım...
sense bu kadarsın...
imdaaaaaaaaaaaaat!!!!
sanmam...ben sende senin kadarım...
sense bu kadarsın...
imdaaaaaaaaaaaaat!!!!
...
Ben bunu hakedecek ne yaptım dememeli insan...
Hakettiğimizi yaşıyoruz hepimiz...
Bunu bana yapmalarına izin verdiğim için oluyor...
Yine salak olan benim ya, benden adam olmaz....
Hakettiğimizi yaşıyoruz hepimiz...
Bunu bana yapmalarına izin verdiğim için oluyor...
Yine salak olan benim ya, benden adam olmaz....
Öyleymiş...
Yoluna giriyor galiba...
Bugün kopuktuk, arayıp iyi geceler dilemeliyim, sevinir belki...
Telefon çalıyor... cevap yok, açmadı bilerek kesin, yeni yattı, benim olduğumu düşünmedi...
Cepten denemelyim, sesin duymalıyım, kötü bir gün geçirdim, görüşmeye gittiğim iş olmadı, çok moralim bozuk...
Sesini duyarsam rahat uyurum...
Açtı... "Yes" zaten belliydi, sevgilin aradığında ne zaman "yes" diye açtın... ilk defa...
"Evden arayan sen miydin"
"Evet"
"Evde olup olmadığımı mı kontrol ediyordun"
Yıkıldım...
Bugün kopuktuk, arayıp iyi geceler dilemeliyim, sevinir belki...
Telefon çalıyor... cevap yok, açmadı bilerek kesin, yeni yattı, benim olduğumu düşünmedi...
Cepten denemelyim, sesin duymalıyım, kötü bir gün geçirdim, görüşmeye gittiğim iş olmadı, çok moralim bozuk...
Sesini duyarsam rahat uyurum...
Açtı... "Yes" zaten belliydi, sevgilin aradığında ne zaman "yes" diye açtın... ilk defa...
"Evden arayan sen miydin"
"Evet"
"Evde olup olmadığımı mı kontrol ediyordun"
Yıkıldım...
23 Şubat 2011 Çarşamba
19 ay...
Devam etmez biter dediğim Almanya, bu kadar olmuş işte...
Bazen benim bile inanasım gelmiyor. Kavga, dövüş geldik buralara kadar...Bitirmek istedik bitiremedik, bir gün bile değildi en uzun kavgamızın barışması, ya da barış olmasa da konuşması... Bazı kavgalarımızın sonu gerçekten barıştı, bazıları ise asla barışılmayacak, sadece barışılmış gibi yapılan, iz bırakan kurşun yaralarıydı... Yaralar hala sarılmadı, sarılır mı da bilinmez.
Sevgili depresyona girdi bir ara, sorunlar böyle başladı. Sevgilinin kafası karışıkmış, sevgili geçmişiyle yüzleşiyormuş, sevgili çocuk gibi, Türkiye beni büyütsün istiyormuş...
Off ya, o günler geldi aklıma... neyse geçti gitti, dediğim gibi izleri kaldı. Hala toparlamaya çalışıyoruz, eskisi gibi “easy going” olmaya... “easy going”in anlamı da Almancada “ben istediğimi yapayım, özgür olayım, ama sen olamazsın, olursan sorun çıkarırım, sorun çıkmasın, rahatsız olduğun şeyleri içine at, sesini çıkarma”, Türkçe anlamı, olsa da hiçbir şey ifade etmeyecek, hiç yazmayım o yüzden...
Bizim durum şuna döndü, beraber çok zorlanmaya başladık, birbirimizi tanıdıkça daha çok sorun yaşıyoruz, e bu normal değil mi, ilk 1 sene zaten laylaylom gezdim, tozdum, eğlendim, seviştimle geçiyor... Tabi ki işler ciddiye binince “easy going” olunmuyor. Sen bu insanla bir gelecek düşünüyorsan rahatsızlığını da paylaşırsın, sıkıntını da, her bir haltını...
Yaşanan kavgalar biraz taşa döndürdü beni...kendimi anlatmaya, yanlış anlaşılmaları düzeltmeye çalışmak, taktığı yargıladığı huylarımın aslında huy değil, onun yaptıklarına tepki olduğunu anlatmaya çalışmak...yordu, yoruldum ve duygusuzlaştım... Acı bile vermedi bazı kavgalar, ayrılık kararları...Aşk bitti dedim, sadece alışkanlıktan ayrılamıyorum dedim... Ne alışkanlığı yaa? Alışkanlık değil ihtiyaçmış, benim Almanya’ya çok ihtiyacım varmış, istediğim beklediğimmiş, sıçsa da ağzıma birkaç ay, çok seviyormuşum, çok aşıkmışım hala...Gerçekten bitsin dediğimde “hayır seni bırakmam” demesi için gözlerinin içine yalvarırcasına bakarken bulduğumda kendimi, anladım... Ne mi dedi... “Bu kadar kolay mı pesedeceksin”, halbuki yarım saat önce de o ayrılmalıyız demişti... Biz işte çocuk gibi, gittik geldik, birbirimizle oyunlar oynadık, birbirimizi sınadık, biri bitsin derken diğeri zaten bitmesin diyecekti, bu yüzden defalarca bitsin diyebildik...
"Beni asla bırakma"yı duydum ya...
Bazen benim bile inanasım gelmiyor. Kavga, dövüş geldik buralara kadar...Bitirmek istedik bitiremedik, bir gün bile değildi en uzun kavgamızın barışması, ya da barış olmasa da konuşması... Bazı kavgalarımızın sonu gerçekten barıştı, bazıları ise asla barışılmayacak, sadece barışılmış gibi yapılan, iz bırakan kurşun yaralarıydı... Yaralar hala sarılmadı, sarılır mı da bilinmez.
Sevgili depresyona girdi bir ara, sorunlar böyle başladı. Sevgilinin kafası karışıkmış, sevgili geçmişiyle yüzleşiyormuş, sevgili çocuk gibi, Türkiye beni büyütsün istiyormuş...
Off ya, o günler geldi aklıma... neyse geçti gitti, dediğim gibi izleri kaldı. Hala toparlamaya çalışıyoruz, eskisi gibi “easy going” olmaya... “easy going”in anlamı da Almancada “ben istediğimi yapayım, özgür olayım, ama sen olamazsın, olursan sorun çıkarırım, sorun çıkmasın, rahatsız olduğun şeyleri içine at, sesini çıkarma”, Türkçe anlamı, olsa da hiçbir şey ifade etmeyecek, hiç yazmayım o yüzden...
Bizim durum şuna döndü, beraber çok zorlanmaya başladık, birbirimizi tanıdıkça daha çok sorun yaşıyoruz, e bu normal değil mi, ilk 1 sene zaten laylaylom gezdim, tozdum, eğlendim, seviştimle geçiyor... Tabi ki işler ciddiye binince “easy going” olunmuyor. Sen bu insanla bir gelecek düşünüyorsan rahatsızlığını da paylaşırsın, sıkıntını da, her bir haltını...
Yaşanan kavgalar biraz taşa döndürdü beni...kendimi anlatmaya, yanlış anlaşılmaları düzeltmeye çalışmak, taktığı yargıladığı huylarımın aslında huy değil, onun yaptıklarına tepki olduğunu anlatmaya çalışmak...yordu, yoruldum ve duygusuzlaştım... Acı bile vermedi bazı kavgalar, ayrılık kararları...Aşk bitti dedim, sadece alışkanlıktan ayrılamıyorum dedim... Ne alışkanlığı yaa? Alışkanlık değil ihtiyaçmış, benim Almanya’ya çok ihtiyacım varmış, istediğim beklediğimmiş, sıçsa da ağzıma birkaç ay, çok seviyormuşum, çok aşıkmışım hala...Gerçekten bitsin dediğimde “hayır seni bırakmam” demesi için gözlerinin içine yalvarırcasına bakarken bulduğumda kendimi, anladım... Ne mi dedi... “Bu kadar kolay mı pesedeceksin”, halbuki yarım saat önce de o ayrılmalıyız demişti... Biz işte çocuk gibi, gittik geldik, birbirimizle oyunlar oynadık, birbirimizi sınadık, biri bitsin derken diğeri zaten bitmesin diyecekti, bu yüzden defalarca bitsin diyebildik...
"Beni asla bırakma"yı duydum ya...
Sevgiliiii, aşkın bitene kadar dibimdesin...
Ooooo
Yazmayalı bir seneyi geçmiş yahu!
Merhaba...
Demin dostum aradı, "sana bir mail attım okusana..."
Okudum, zevke geldim.
Yazdıklarımı okuyan, bekleyen varmış.
Birkaç kere girip baktım bloga, yazasım gelmedi açıkçası.
Çok hızlı bir yıl geçti, sıkıntılı, neşeli, bunalımlı, heyecanlı... Dönüp bakıyorum şu an gerçekten çok şey yaşamışım, ama sanki hiçbir şey yaşamamışım gibi...
Kafamı toparlamak açısından tekrar yazsam azıcık bekli iyi gelecek, bilemedim.
Şimdi izninizle bloguma geri dönüp nerede kalmışım, 1 senede kaç adım ilerlemişim ona bakmak istiyorum...
Yakında görüşürüz...
D tostum, sana özel teşekkürlerim!
Merhaba...
Demin dostum aradı, "sana bir mail attım okusana..."
Okudum, zevke geldim.
Yazdıklarımı okuyan, bekleyen varmış.
Birkaç kere girip baktım bloga, yazasım gelmedi açıkçası.
Çok hızlı bir yıl geçti, sıkıntılı, neşeli, bunalımlı, heyecanlı... Dönüp bakıyorum şu an gerçekten çok şey yaşamışım, ama sanki hiçbir şey yaşamamışım gibi...
Kafamı toparlamak açısından tekrar yazsam azıcık bekli iyi gelecek, bilemedim.
Şimdi izninizle bloguma geri dönüp nerede kalmışım, 1 senede kaç adım ilerlemişim ona bakmak istiyorum...
Yakında görüşürüz...
D tostum, sana özel teşekkürlerim!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)